<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>BoK Var Sen de GeL .Com &#187; Güncel</title>
	<atom:link href="http://www.bokvarsendegel.com/kategori/guncel/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.bokvarsendegel.com</link>
	<description>Biraz ondan biraz bundan rahatlatan bilinçli mekan!!</description>
	<lastBuildDate>Fri, 05 Mar 2010 23:17:03 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.8.1</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>&#8216;Longyarbyön&#8217;de ölmek yasak!&#8217;</title>
		<link>http://www.bokvarsendegel.com/2008/07/19/longyarbyonde-olmek-yasak.html</link>
		<comments>http://www.bokvarsendegel.com/2008/07/19/longyarbyonde-olmek-yasak.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 19 Jul 2008 18:17:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>mihem</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gözlemler]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Hayattan]]></category>
		<category><![CDATA[Tepkisel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bokvarsendegel.com/tepkisel/longyarbyonde-olmek-yasak.html</guid>
		<description><![CDATA[Ağır şekilde hastalanma talihsizliğine uğradıysanız, bir uçağa bindiriliyorsunuz
ve ömrünüzün son günlerini Norveç&#8217;in başka bir yerinde geçiriyorsunuz.
Yok, uçağa yetişemediniz ve hastalığa ya da kazaya bu topraklarda kurban gittiyseniz?
 O zaman da bu topraklara gömülemiyorsunuz. Kasabanın küçük mezarlığı bundan 70 yıl önce yeni cenaze kabul etmeyi durdurmuş. Bir dağın eteğindeki rüzgâra korunaklı vadiye inşa edilmiş küçük ahşap [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p class="storytext">Ağır şekilde hastalanma talihsizliğine uğradıysanız, bir uçağa bindiriliyorsunuz<img src="http://www.guzelresimler.net/data/media/16/doga%20fotograflari.jpg" align="right" border="0" height="122" width="183" /><br />
ve ömrünüzün son günlerini Norveç&#8217;in başka bir yerinde geçiriyorsunuz.</p>
<p class="storytext">Yok, uçağa yetişemediniz ve hastalığa ya da kazaya bu topraklarda kurban gittiyseniz?</p>
<p class="storytext"> O zaman da bu topraklara gömülemiyorsunuz. Kasabanın küçük mezarlığı bundan 70 yıl önce yeni cenaze kabul etmeyi durdurmuş. Bir dağın eteğindeki rüzgâra korunaklı vadiye inşa edilmiş küçük ahşap evlerden oluşan kasabada yaklaşık 1500 kişi yaşıyor.</p>
<p class="storytext"><span id="more-162"></span></p>
<p class="storytext">Kristin Grotting, psikoterapist.</p>
<p class="storytext">Buraya 12 yıl önce yerleşmiş.</p>
<p class="storytext">Açık renk cildi yazları sürekli gökyüzünde parlayan güneşin etkisiyle kızarmış.</p>
<p class="storytext">Kutup bölgesinde, Mart ile Ekim arası uzun bir tek gün gibi.</p>
<p class="storytext">Güneş hiç batmıyor. Ama hiç bir zaman da pek ısıtmıyor.</p>
<p class="storytext">Longyarbyön körfezine bakıyoruz beraber. Açıklıyor, eskiden sürekli buz olan bu körfez, artık kış ortasında bile donmuyor. Çevresindeki buzullar da giderek eriyip küçülüyor.</p>
<p class="storytext">Çok değil on yıl kadar önce, kar motosikletleriyle gezdiklerini anlatıyor körfezin üzerinde.</p>
<p class="storytext">Şimdi bu mümkün olmuyormuş.</p>
<p class="storytext">Küresel ısınma Kristin Grotting&#8217;i kaygılandıran tek konu değil. Emekli olduğunda ne yapacağını düşünüyor. Çünkü bu kasabada yaşlılar ve bakıma muhtaç insanlar için hiç bir olanak yokmuş.</p>
<p class="storytext">Yaşlılar için huzurevi yok ama anaokulu var Longyarbyön kasabasının.</p>
<p class="storytext">Kışları aylar süren karanlık gece boyunca çocuklar yaptıkları kocaman ve sapsarı güneş resimleri ve kabartmalarını asıyorlar pencerelere.</p>
<p class="storytext">Çocukların bazıları psikoterapi kliniğine geliyor. Kristin sürekli kalın kış giysileri içinde dolaşmaktan çocukların kollarını bacaklarını özgürce hareket ettirmeyi öğrenemediklerini anlatıyor.</p>
<p class="storytext">Anaokulunun bahçe duvarı dışında ise çocukları çok daha büyük tehlikeler bekliyor. Öğretmenler bu yüzden sürekli silah taşıyorlar. Çünkü Longyarbyön 1500 insanın yanı sıra, kutup ayılarının da memleketi.</p>
<p class="storytext">Üniversite birinci sınıfa başlayan her öğrenci, ilk öğretim gününde, kutup ayısının nasıl vurulup öldürüleceğini öğreniyor. İlk tavsiye, &#8220;Hayvanın başını vurmak zordur, göğsüne nişan al&#8221;. &#8220;Eğer ayıyla karşılaştığında silahın yoksa dikkatini dağıtmak için eldivenlerini çıkarıp uzak bir yere at, belki dikkatini dağıtabilirsin&#8221;. &#8220;eğer ağzını şapırdatır gibi sesler çıkartıyorsa öldürmeye hazırlanıyor demektir. O zaman, ayıya, Longyarbyön&#8217;de ölmenin yasak olduğunu hatırlatmayı dene, bakarsın hukuka saygısı vardır&#8221;.</p>
<p class="storytext">Şaka bir yana, Longyarbyön&#8217;de bu tehlikeli hayvanları meşru savunma dışında öldürmek kesinlikle yasak. O durumda bile olayı Svalbard valisine bildirmek gerekiyor.</p>
<p class="storytext">Ziyaretine gittiğim, vali Per Sefland&#8217;ın ofisinde içi doldurulmuş koca bir kutup ayısı var. &#8220;Vallahi ben vurmadım&#8221; diyor.</p>
<p class="storytext">Vali tam tersine, başkent Oslo&#8217;da avukatlık yaparken, sırf doğal hayata düşkünlüğü nedeniyle buraya tayinini istemiş. Sefland&#8217;la birlikte kasabanın kızaklarını çeken huski köpeklerini görmeye gidiyoruz. Çalışmadıkları zamanlarda, köpekler körfeze bakan bir merkezde büyük kafesler içinde yaşıyor ve balıkçıların getirdiği fok etleriyle besleniyorlar.</p>
<p class="storytext">Huskilerin kampının hemen yakınına kutup ördekleri yerleşmiş. Köpeklerin sesinden ürken kutup tilkileri burada onları rahatsız edip yumurtalarını ve yavrularını çalamıyormuş.</p>
<p class="storytext">Yazlar neyse ama mevsim daha doğrusu gün kışa döndüğünde yaşam daha bir çetinleşiyor bu topraklarda. Bembeyaz, kıpır kıpır ördek kolonisine bakınca, insanlar da kış uykusuna yatabilseydi diyorum, dev bir kuştüyü yorganın sıcaklığına gömülüp.</p>
<p class="storytext">Çünkü cesetlerin, soğuk nedeniyle hiç bir şekilde bozulmadığını keşfetmişler.</p>
<p class="storytext">İnanması güç ama bilim adamları yakınlarda 70 yıl önce ölüp buraya gömülmüş bir ceset üzerinde yaptıkları incelemede, 1917&#8242;de çıkan bir salgınla kasaba halkının önemli bir kısmının ölümüne yol açan grip virüsünü capcanlı tespit ettiler.</p>
<p class="storytext">Kuzeyde 78. paralel üzerindeki Longyarbyön, Norveç&#8217;in kuzey sahili ile Kuzey Kutbu arasındaki Svalbard takımadalarından birinin üzerinde.</p>
<p class="storytext">&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bokvarsendegel.com/2008/07/19/longyarbyonde-olmek-yasak.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ergenekon &#8211; Tuncay güney</title>
		<link>http://www.bokvarsendegel.com/2008/07/18/ergenekon-tuncay-guney.html</link>
		<comments>http://www.bokvarsendegel.com/2008/07/18/ergenekon-tuncay-guney.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 18 Jul 2008 01:02:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>KukLa</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gözlemler]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Tepkisel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bokvarsendegel.com/tepkisel/ergenekon-tuncay-guney.html</guid>
		<description><![CDATA[TUNCAY GÜNEY’İN KİMLİĞİ
Tuncay Güney, İmam Hatip Lisesi mezunu, sonra İsmailağa dergahına yerleştiriliyor.
Hızla ilerliyor ve Fethullah Gülen tarikatına dahil ediliyor.
1989-1991 yılları arasında Fethullah Gülen’in özel kalemi. Altunizade’deki FEM Dersanesi’nin en üst katındaki bürosunda, Fethullah’ın randevularını düzenliyor.
Görüşmelere katılıyor. Samanyolu televizyonunun kurulmasını sağlayan ekipten.
O sırada Samanyolu televizyonunda programlar yapıyor. 1993-1996 yıllarında Akşam gazetesinde muhabir.Bu arada Gen.Veli Küçük’le ilişkisi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>TUNCAY GÜNEY’İN KİMLİĞİ<img src="http://www.kenthaber.com/Resimler/2008/04/24/00376797.jpg" align="right" height="136" width="173" /><br />
Tuncay Güney, İmam Hatip Lisesi mezunu, sonra İsmailağa dergahına yerleştiriliyor.<br />
Hızla ilerliyor ve Fethullah Gülen tarikatına dahil ediliyor.<br />
1989-1991 yılları arasında Fethullah Gülen’in özel kalemi. Altunizade’deki FEM Dersanesi’nin en üst katındaki bürosunda, Fethullah’ın randevularını düzenliyor.<br />
Görüşmelere katılıyor. Samanyolu televizyonunun kurulmasını sağlayan ekipten.<br />
O sırada Samanyolu televizyonunda programlar yapıyor. 1993-1996 yıllarında Akşam gazetesinde muhabir.Bu arada Gen.Veli Küçük’le ilişkisi olduğunu söylüyor.<br />
Tuncay Güney’in Türkiye’de bulunduğu dönemde yaptığı önemli işler, kendi anlatımlarına göre şöyle: &#8211; Fethullahçıların Erbil’deki kolejinin kapanmasını önlemek için PKK’ya 15.000 doları ben götürüp verdim.</p>
<p><span id="more-156"></span></p>
<p>- Doğu Perinçek’in Bekaa kampında Abdullah Öcalan’la yaptığı görüşmelerin fotoğraflarını PKK’dan alıp MİT’e getirdim. Lübnan’da PKK’nın adamıyla buluşup, fotoğrafları teslim aldım, getirip teslim ettim.</p>
<p>- Tansu Çiller ile Abdullah Çatlı’yı birlikte gösteren fotomontaj fotoğrafı DYP milletvekiline 2.5 milyar lira karşılığında sattım.</p>
<p>- Büyük Birlik Partisi’ninin kuruluşu için Fethullah Gülen’in verdiği para destesini Muhsin Yazıcıoğlu’na teslim ettim.</p>
<p>MİT eski Kontr-terör Merkezi Başkanı Mehmet Eymür. 4 Haziran 2000’de “atin.org” isimli web sitesinde “Çift Meslekliler” başlıklı yazısında Tuncay Güney’in 1997 yılında Susurluk’un ünlü “düğün fotoğrafını” basına, istihbarattan alıp sattığını yazıyor.</p>
<p>Zamanlama dikkat çekici.</p>
<p>Olayın üzerinden üç yıldan fazla geçmiş. Ancak, Tuncay Güney’i himaye ettiği söylenen Tuğgen. Veli Küçük’ün emekli olacağı o günlerde kesinleşmiş.</p>
<p>Tuncay Güney, Eymür’ün yazısı üzerine telaşa kapılıyor ve kısmen korku, kısmen Amerika’da lüks yaşam hayalleriyle CIA’nın kucağına düşürülüyor.</p>
<p>Tuncay Güney, istenen ifadeyi verdikten sonra ABD’ye götürülüyor. Amerika’da kalacağı yeri, çalışacağı kurumu ayarlayan, Eski MİT Kontr-Terör Merkezi Başkanı Mehmet Eymür.</p>
<p>New York Institutes adlı paravan kurumda, Türkiye’ye ve Ortadoğu’ya ilişkin raporlar hazırlaması için işe alınıyor.</p>
<p>İngilizce bilmeyen ve Türkçeyi bile doğru dürüst kullanamayan Tuncay Güney’in ABD’ye varır varmaz işe alınıp, maaşa bağlanması dikkat çekici.</p>
<p>New York Institutes adlı kuruluşun merkez bürosu Kanada’ya taşındığı için, Tuncay Güney ABD ile Kanada arasında gidip geliyor.</p>
<p>OPERASYONDAN BİR AY ÖNCE İSTANBUL’A GELDİ</p>
<p>Tuncay Güney, Ergenekon operasyonu başlatılmadan hemen önce Türkiye’ye getiriliyor. İstanbul Kağıthane’de Yahya Kemal Mahallesi’ndeki eve gelip gittiği saptanıyor.</p>
<p>TUNCAY GÜNEY’İN CIA’YA BAĞLI NEW YORK INSTITUTES’DEKİ GÖREVLERİ</p>
<p>New York Institutes’ün Kanada’daki adresi 216 Westmount Ave, M6E 3M8, Toronto, O.N, Canada.</p>
<p>ABD’deki adres ise dikkat çekici.</p>
<p>Bir posta kutusu: PO Box 353 Dumont New Jersey 07628.</p>
<p>New York Institutes sitesinin telif hakları “lifezion.inc” adlı internet şirketine ait.</p>
<p>Bu şirket ise Güney Kore merkezli “Today and Tomorrow Co.Ltd” isimli şirketinin. http://www.instituteus.com/news/turkish/ bağlantısında Tuncay Güney’in fotoğrafının yanında “Editor in Chief” yazıyor.</p>
<p>Türkçesi Genel Yayın Yönetmeni.</p>
<p>Müdür sıfatıyla bir başka Türk ismini görüyoruz: Yakup Can.</p>
<p>Bir tek Can’ın fotoğrafı yok. İki Türk ismi Murat Özcan ve Melis Nacar ise İngilizceye uyarlanarak Morad Ozjan ve Meliss. T. Nacar şeklinde yazılmış.</p>
<p>Ekibin diğer üyeleri ise: Vahid Garousi, Estelle Swettenham, Tim Syevens, Renat Elizarov, Aleksander Ivanov.</p>
<p>Tuncay Güney’in sitesinin yan tarafında “Congregation Melech Yisrael” diye bir başlık var. Tıklayınca başka bir siteye geçiliyor.</p>
<p>İsa’yı peygamber olarak benimseyen bağnaz bir Yahudi tarikatının resmi sitesi. CIA varsa, MOSSAD’ın bulunması olağan.</p>
<p>TUNCAY GÜNEY’İN RAPOR VE YAYINLARı CIA VE MOSSAD BAĞLANTISINI ORTAYA SERİYOR</p>
<p>Tuncay Güney’in yayın yönetmenliğini yaptığı sitedeki makaleler CIA ve MOSSAD bağlantısını ortaya koyuyor. Bir başlık:</p>
<p>“Ermeniler Türkler Tarafından Baltalarla Öldürüldü. Anatolia College Müdüründen Sinirleri Altüst Eden Açıklama.”</p>
<p>Kasım 1917 tarihli The New York Times’taki makale Türkçe olarak yayınlanıyor:</p>
<p>“Hükümet adamları Merzifon’un Ermeni mezarlığını da tarla gibi sürerek dümdüz ettiler ve oraya tohum ektiler. Bu yerde bundan böyle hiçbir Ermeni yaşamasın, ölmesin, gömülmesin diye. Anatolia College’de hiçbir Ermeni öğrenci bırakılmadı. Kentteki Protestan topluluğu 950 kişiydi. 900’den çoğu pastörleriyle birlikte katledildi. Bir uçtan öbür uca hükümet programıydı bu. Ermeni halkına karşı jenosit.”</p>
<p>19 Eylül 2004 tarihli Tuncay Güney imzalı “Evanjelizm” yazısı, Ergenekon Operasyonu’nunda kullanılan kışkırtıcı ajanın kimliğini ele veriyor:</p>
<p>“Evanjelizm, Kutsal Kitap’a yönelmektir.…Müslüman topluluklar yıllarca, İsa-Mesih’e iman edenlere karşı asılsız iddialar ortaya attılar. Bu yüzyılda saçma sapan iddialar devam ediyor. Kutsal Kitap’ı okusalar ve anlasalar iddia sahiplerinin suçlamalarının asılsız olduğunu görecekler.”</p>
<p>Yine Tuncay Güney imzalı 5 Mayıs 2006 tarihli “Sabetay Sevi ve Kuzu Bayramı” başlıklı yazıda Siyonizme müthiş övgü var, işte Tuncay Güney’in “Türkçesiyle” o makale:</p>
<p>“Dönemin büyük Rabay’ı Sabatay Sevi, bu tehditler karşısında Müslüman olduğunu açıkladı. Ve adı Mehmet oldu. O sıkıntılı dönemde imanlılarına Sarayın kapalı kapıları ardında olan bitenleri anlatan Sabatay Sevi faaliyetlerini ve ibadetlerini gizli devam ettirmek zorunda kaldı. Fakat, Büyük Israel Sevdasından hiç bir zaman vazgeçmedi.</p>
<p>Israel’i sevenler olarak hareket eden Rabay’i ve öğrencileri iki isim kullanmaya ve Müslüman gibi yasamak zorunda kaldılar. Bugüne kadar Sabayatcilar olarak anılan bu grup’un öğrencileri gizliliğe önem verdiler.</p>
<p>Yeni Israel kurulurken destek ve diplomatik yardımlarını esirgemediler. Sabatay Sevi’yi sevenler bir aile teşkilatı değildir. Sabatay Sevi’ye inan ve gönül bağlayan o dönem birçok Hristiyan ve Müslüman kişilerde oldu….</p>
<p>Rabay- Sabatay Sevi hareketi bir kaç ailenin tekelinde gizli bir örgütlenme gibi gösterilmeye çalışılıyor. İmanlılar sion’nun ışık askerleri iken karanlığın ordusu gibi tanıtılmaya çalışılıyor… Kutlu olsun bahar-kuzu ve Sabatay’ın doğum günü.”</p>
<p>Alıntıdır.</p>
<p>http://www.acikistihbarat.com/Haberler.asp?haber=7457</p>
<p>İlgili köprü +</p>
<p>http://www.atin.org/detail.asp?cmd=articledetail&amp;articleid=332</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bokvarsendegel.com/2008/07/18/ergenekon-tuncay-guney.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Unutkanlık&#8230;</title>
		<link>http://www.bokvarsendegel.com/2008/06/07/unutkanlik.html</link>
		<comments>http://www.bokvarsendegel.com/2008/06/07/unutkanlik.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 07 Jun 2008 11:41:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nightologist</dc:creator>
				<category><![CDATA[Eleştiriler]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Tepkisel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bokvarsendegel.com/tepkisel/unutkanlik.html</guid>
		<description><![CDATA[Unutkanlığın böylesi görülmüş duyulmuş şey değildir. Ancak bunu da gördük ya artık ne görsek doğal karşılayacağız. Adının önüne ana muhalefet partisi eki getirilen bir partinin üst düzey yöneticisi bırakın telefonu açık unutmayı,konuştuğunu bile unuttu. Muhalefet unutkanlaştıysa vah halimize. Ama biz gülmeye eğlenmeye devam edelim. Ne de olsa alıştık ağlanacak halimize gülmeye&#8230;

Telekulak skandalı tüm bu olayların [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://img177.imageshack.us/img177/3346/4163mk3.jpg" align="right" border="0" height="113" width="157" /><em>Unutkanlığın böylesi görülmüş duyulmuş şey değildir. Ancak bunu da gördük ya artık ne görsek doğal karşılayacağız. Adının önüne ana muhalefet partisi eki getirilen bir partinin üst düzey yöneticisi bırakın telefonu açık unutmayı,konuştuğunu bile unuttu. Muhalefet unutkanlaştıysa vah halimize. Ama biz gülmeye eğlenmeye devam edelim. Ne de olsa alıştık ağlanacak halimize gülmeye&#8230;</em></p>
<p><span id="more-152"></span></p>
<p><em>Telekulak skandalı tüm bu olayların ortaya çıktığı gün olan Çarşamba gününden önce bir kanalda bir programda söylendi. Pazar günü söylendi. (Versohaber&#8217;den izleyebilirsiniz görüntüleri) Ancak ana muhalefet partisinin bu unutkan genel sekreteri bu işi kendi üzerine alıp ben dinleniyorum diye çıktı ortaya. Ama esas orada bahsedilen dinlenme daha ciddi idi. Paksüt&#8217;ün dinlenmesiyle ilgiliydi. Ama genel sekreter tüm bu bilgileri hiçe sayıp ben dinleniyorum demeyi yeğledi. Her şeyi de gündem dışına itekledi. Bravo. Ana muhalefet partisinin genel sekreterinin yaptığı şu işe bakın&#8230; Gündem değiştiriyor&#8230;</em></p>
<p><em>Zira bu genel sekreterin bu bir değil iki değil kaçıncı hatası olduğunu ben bile unuttum. Seçim öncesinde seçmenleri azarladı,seçim günü parti başkanından bir haber medyanın karşısına çıktı. (Bakar mısınız duruma,genel sekreter parti başkanından bir haber&#8230;) Bunlar geçmiş olaylar ancak daha yakın zamanda Peygamberimiz hakkında dedikleri,hac hakkında dedikleri ve unutkanlığı ile eksi hanesine eksileri sıraladı gitti&#8230;.</em></p>
<p><em>CHP kongresini büyük bir dikkatle seyrettim. Baykal tüm geçmişi unutup kadroma dokunmayın dedi. Ve yine başarısız genel sekreteri kadrosuna aldı. Herhalde Baykal partiye harakiri yapmaya karar verdi. Ondan sonra medyada bizi kimse dinlemiyor,bizi kimse duymuyor demenin anlamı yok. Dediği ile yaptığı bir değilse birinin o insan dinlenmeye layık olup olmadığı pek tabi düşünülebilir. </em></p>
<p><em>CHP ne yazık ki muhalefetten çok uzaklaştı. Kendi çalıyor ve kendi dinliyor. Bazen unutkanlıktan dinleniyor. İktidar ise zaten kimseyi dinlemiyor. Bildiğini okumaya devam ediyor. Muhalefet ise kendini dinletmeyi bilemediğinden,başarısızlar tayfasıyla açık denizlere açıldığı için,muhalefetin yapamadığını ya ordu yapıyor ya da hukuk&#8230;  Orduyu da çok şükür susturdular.E-Muhtıra,E-Darbe diye zan altında bıraktıklarından ordu susmayı tercih etti. Şimdi tek konuşan adam gibi konuşabilen hukuk kaldı ki,ona da demediklerini bırakmıyorlar. İşin ilginci AIHM&#8217;ye ağzını açıp tek kelime edecek yürekleri olmayan yüreksizler,kendi hukuğumuza demedik söz bırakmıyorlar. Bu da onların ne kadar mangal yürekli olduklarını (?) gösteriyor. Ancak burada eleştirmek istediğim iktidar değil. Zaten eleştirsem de ne dinlerler,ne duyarlar,duysalar da beni susturmaya kalkarlar. Ne de olsa muhalif tüm sesleri medyada susturuyorlar&#8230; Programları yayından kaldırttırıyorlar,tv ve gazeteleri de alıyorlar. </em></p>
<p><em>İşin korkunç yanı,iktidar böyle davranırken,muhalefette ekmeğine yağ sürmekten beri gelemiyor. Genel başkan çevresine ne kadar unutkan,ne kadar başarısız siyasetçi varsa topluyor. Başarılıları ise ya partiden sürdüyor ya da alt düzeylerde bırakıyor. Sonra kalkıp bizi anlamıyor diyor. Anlatamadıkları gibi bunun için tek çalışmaları ABD&#8217;de büro açmaları oldu. Neymiş,daha iyi anlatmak içinmiş. Sen önce kendi vatanında kendini anlat. Ondan sonra git ister ABD&#8217;ye ister Mozambik&#8217;e aç büronu. Ama nerede bunu düşünecekler&#8230; Çevresine ancak başarısız ve unutkanları seçmeyi biliyor&#8230;</em></p>
<p><em>Ben bir siyasetçi değilim,siyaset bilimcisi hiç değilim. Ben sıradan bir vatandaşım. Ana muhalefet partisine oy vermiş bir vatandaşım. Ama ne yazık ki,seçim günü de başka seçeneğim olmadığı için zorunluluktan ötürü oyumu vermiştim. Ama bir daha mı? Asla. Verme şansım ancak ve ancak kendilerine çeki düzen verirlerse diye. Ama ne yazık ki son 2 genel seçim ve 1 yerel seçimden bu yana Cumhuriyet HALK Partisi,halkın partisi olmaktan çıkmış durumda. Halkla uzaktan bir ilgileri kalmadığı gibi,diğer partilerinden bunlardan hiç bir farkı yok. </em></p>
<p><em>Ve ne yazıktır ki ülkemizde siyasi boşluk vardır. Bu boşluk,siyasi sistemimizin koruyucuyları tarafından sağlanıyor. Bu yüzden ordu ve hukuk sistemleri sürekli zan altında kalıyorlar. Hatta ve hatta bu işe üniversiteler bile girdi. Ama Baykal ve çetesi bunun neden böyle olduğunu düşünmek yerine unutkanlıklarla boğuşuyorlar. Ve boğuştukça batıyorlar. </em></p>
<p><em>Bu nereye kadar gidecek? Bunun sonu iyi değil. Bu buradan böyle görünüyor. Siyasi boşluğu dolduracak yeni bir oluşum,özellikle solda olan bu boşluk doldurulmazsa bu işin sonu daha da kötüye gideceği aşikar. Yeni bir oluşum olmasa bile,eski oluşumlarda yenilemeye gidilmesi şarttır. Gidilmezse ve yeni bir oluşumda olmazsa o zaman vay halimize&#8230; Ve şu anda görünürde hiç bir şey değişecek gibi durmuyor. </em></p>
<p><em>Anlamadığım nokta ise tüm bunların içinde. Ben demin de dediğim gibi,bir siyasetçi,siyaset bilimcisi değilim. Ancak benim gördüğümü sorumsuz sorumlular nasıl göremiyorlar. Böyle muhalefet mi yapılır? Bugünkü mecliste birisi var,herkes onu çok iyi tanıyor. Sn. Kamer Genç. Tek başına nasıl muhalefet yapıyor. Hiç mi göremiyor Baykal? Neden dönüp aynaya bakamıyor? Neden çevresindeki başarısızları uzaklaştırmıyor da sürekli olarak oy kaybediyor? Tamam Baykal çok iyi bir siyasetçi olabilir. Buna sözüm olmaz. Ancak çevresindekilerle bir parti başkanı ayakta durabilir. Bununda en güzel örneği Tayyip bey. Kendi hatim yeteneğini çevresindeki kurmayların yetenekleriyle birleştirerek öyle ya da böyle bir şekilde oyunu alıyor. Baykal gibi,yıllardır siyasetin içinde olan birisi,nasıl olurda bu kadar gaflet ve körlük içinde olur anlayamıyorum. </em></p>
<p><em>Genel Sekretere&#8217;de iki çift sözüm olacak&#8230; Lütfen gidin. Size yalvarıyorum artık bırakın köşenize çekilin. Bu koltuk bu kadar mı tatlı? Üstünde mi ölmeyi düşünüyorsun? (İkiden fazla oldu biliyorum&#8230; <img src='http://www.bokvarsendegel.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  )</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bokvarsendegel.com/2008/06/07/unutkanlik.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Rahatsızlık&#8230;</title>
		<link>http://www.bokvarsendegel.com/2008/05/25/rahatsizlik.html</link>
		<comments>http://www.bokvarsendegel.com/2008/05/25/rahatsizlik.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 25 May 2008 10:47:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nightologist</dc:creator>
				<category><![CDATA[Eleştiriler]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Tepkisel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bokvarsendegel.com/tepkisel/rahatsizlik.html</guid>
		<description><![CDATA[19 Mayıs günü ülkede iki olay yaşandı. Aslında ikisi birbiriyle o kadar uyumlu ve o kadar birlikte ki onları ayrı ayrı ele almaya gerek yok. Şimdi bunları tek tek ele alıp bir inceleyelim. Bakalım neler çıkacak altından. Bülent Arınç bey rahatsız olmuş. 19 Mayıs gösterilerindeki bayan arkadaşların kıyafetinden. Açıkmış falanmış filanmış. Tabi hemen AKP-YT açıklama yaptı. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="left"><em>19 Mayıs günü ülkede iki olay yaşandı. Aslında ikisi birbiriyle o kadar uyumlu ve o <img border="0" align="right" width="400" src="http://www.aksaray.gov.tr/haber/urunler/19mayıs1.jpg" height="300" style="width: 262px; height: 165px" />kadar birlikte ki onları ayrı ayrı ele almaya gerek yok. Şimdi bunları tek tek ele alıp bir inceleyelim. Bakalım neler çıkacak altından. </em><em>Bülent Arınç bey rahatsız olmuş. 19 Mayıs gösterilerindeki bayan arkadaşların kıyafetinden. Açıkmış falanmış filanmış. Tabi hemen AKP-YT açıklama yaptı. (AKP-YT: Ak Parti Yalanlama Teşkilatı) Öyle bir şey söz konusu değil dediler. Bende saf olduğum için bunu yuttum. Valla kusura bakmasınlar ama artık bu masallara benim karnım tok. Aslında onlar bu tavırlarıyla zihniyetlerini bir kere daha açığa vurdular. Daha öncesinde,12yaşındaki kıza tecavüz eden,gazete reklamındaki bayanların elbiselerini rutuşlayan,tanga reklamlarına yasak koyan zihniyet yine nefsine hakim olamadı. Ne farkı var birbirlerinden? Aynı tas aynı hamam aynı tellak. Kese üstüne kese çekiyorlar birbirlerine. Tabi insanın derisi kalın olmaya görsün,daha çok kese atmak gerekir. Burada ufak bir ara verip diğer olaydan bahsedelim.</em></p>
<p align="left"><span id="more-151"></span></p>
<p align="left"><em>Aynı gün yaşanan bir başka olay ise Tayyip beyin göz rahatsızlığı. Bir önceki gün sabahtan akşama kadar orada burada boy gösteren Tayyip bey nasıl olduysa 19 Mayıs günü gözündeki rahatsızlıktan dolayı kutlamalara gelemeyeceği açıklandı. Doktorlar ışığa dikkat etsin demişler. Doğrudur Cumhuriyet&#8217;in ışığı,19 Mayıs günü Samsun&#8217;da doğduğunda çok kimsenin gözü kör oldu. Hainler ve yobazların. İşgalci ve emperyalist güçlerin. Aynı şeyin Tayyip beyinde başına gelmesini istemeyiz. Zira Cumhuriyet&#8217;in aydınlık ışığına binlerce dolarlık raybanlar bile engel olamaz. Ama çok gariptir ki,bir ara malum gazeteler Atatürk gibi değerlendirmeye kalkmışlardı Tayyip beyi. Tabi olmadı. Bu da onun bir kanıtıdır ki,Atatürk ölüm döşeğinden çıkıp Hatay&#8217;a gitmiştir. Tarih kitaplarına bakınız ayrıntılar için. Atatürk ağır hastaydı ki bunun gözdeki arpacıkla uzaktan yakından alakası yok.</em></p>
<p align="left"><em>Şimdi devam edelim. Yine kaçtılar 19 Mayıs şöleninden bazıları. Yok arpacıktı,yok basurdu derken. Bir kısmı katıldı ki onlarsa kızları yaşındakilerin bacaklarına bakmaktan tahrik olarak konuyla alakaları kayboldu. Tabi şenlik bitipte kan alt taraftan üst bölgelere akmaya başlayınca böyle kıyafet mi olur diye nara atmaya başladılar. Aslında işin tahrikle,orgazmla,epilepsiyle,arpacıkla uzaktan yakından alakası yok. Alakalı olduğu nokta tek bir nokta. Orada 19 Mayıs kutlanacaktı. Hani Atatürk&#8217;ün Samsun&#8217;a çıktığı gün. Hani ülkemizin hainlere,yobazlara,işgalcilere,emperyalistlere savaş açtığı gün. Yani bizi yönetenlerin pek hoşlanmadığı Laik ve Demokratik Türkiye Cumhuriyet&#8217;inin temellerinin atıldığı gün. Şimdi oraya gidip her yerde Atatürk posteri görmek,Türk bayrağı görmek bu zihniyetler için huzursuzluk kaynağı olduğu gibi aynı zamanda o ışıkla gözleri kör edebilir, hatta ve hatta tahrik mekanizmasını kapatıp yusuf sesi çıkartacak organa kan akımını başlatabilir. Sağlık açısından bunun yararını bilmem mümkün değil ama ülkemin yararına olduğunu bilmek için müneccim olmaya gerek yok.</em></p>
<p align="left"><em>Uzun lafın kısası. Bir 19 Mayıs geçti.Tahriklerle,arpacıklarla. Yeni seneye bakalım ne bulacaklar. Merakla bekliyorum&#8230; <img src='http://www.bokvarsendegel.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bokvarsendegel.com/2008/05/25/rahatsizlik.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Anneler Gününe Özel!</title>
		<link>http://www.bokvarsendegel.com/2008/05/12/anneler-gunune-ozel.html</link>
		<comments>http://www.bokvarsendegel.com/2008/05/12/anneler-gunune-ozel.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 11 May 2008 21:52:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nightologist</dc:creator>
				<category><![CDATA[Eleştiriler]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Hayattan]]></category>
		<category><![CDATA[Tepkisel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bokvarsendegel.com/tepkisel/anneler-gunune-ozel.html</guid>
		<description><![CDATA[Bugun anneler günü. Bugün cenneti ayaklarının altında tutan insanların,annelerimizin günü. Ne güzel birgün. Buradan tüm annelerin,anne adaylarının bu güzel günlerini kutlarım&#8230;Bugün Arçelik reklamları gazetelerdeydi. Bir gazete de birazcık farklı&#8230; Bizim müslüman gazetemiz Milli Gazetede. Biraz farklı bir reklam. Yandaki fotoğrafın üst tarafında orjinal reklam,alt kısmında Milli Gazetenin sansürlü reklamı. Sansürlenen yerlere bakar mısınız dikkatle. Photoshopta [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em>Bugun anneler günü. Bugün cenneti ayaklarının altında tutan insanların,annelerimizin</em><img src="http://img225.imageshack.us/img225/2971/fft16mf41203ft4.jpg" align="right" height="281" width="207" /><em> günü. Ne güzel birgün. Buradan tüm annelerin,anne</em><em> adaylarının bu güzel günlerini kutlarım&#8230;Bugün Arçelik reklamları gazetelerdeydi. Bir gazete de birazcık farklı&#8230; Bizim müslüman gazetemiz Milli Gazetede. Biraz farklı bir reklam. Yandaki fotoğrafın üst tarafında orjinal reklam,alt kısmında Milli Gazetenin sansürlü reklamı. Sansürlenen yerlere bakar mısınız dikkatle. Photoshopta yapılan bir olay. Sanmayın ki Arçelik iki farklı fotoğrafla bunu yapmış. Açık saçık (?) reklamı Milli Gazetedeki bazı dangalaklar Photosopla düzenleyerek namuslu(?) hale getirmişler.</em><em>Şu</em><em> zihniyete iyi bakı</em><em>n. Bir ülkede bir gazete mümin kardeşlerinin nefisleri bozulmasın diye kolları ve dizleri kapatıyor. Ve bu zihniyet nasıl bir zihniyettir ki,koldan ve dizden tahrik olabiliyor. Bu ahmaklıktır,bu dangalaklığın daniskasıdır. Bu başka bir şey değildir. T box reklamındaki g string&#8217;den,iç çamaşır mağasındaki tanıtım reklamlarından tahrik</em></p>
<p><span id="more-150"></span></p>
<p><img src="http://img225.imageshack.us/img225/2971/fft16mf41203ft4.jpg" border="0" height="497" width="300" /></p>
<p><em> olabilecek kadar nefsine sahip olamayan bu insanların,kimse kusura bakmasın ama,müslümanlığından şüphe duyarım. Bizim dinimizde nefsine hakim olmak yok mudur? O orucu tutmanın nedenlerinden birisi değil midir nefse hakim olmak? Bektaşi ne güzel demiş,Eline beline diline sahip ol! Sen bu kadar mı zayıfsın diyeceğim ama bu zihniyet kadınları sadece bir et parçası olarak görüdüğü için sorumu soramıyorum. Sorsam da bu zihniyetin cevabı,içeçeğime ilaç atıyorlar olacaktır. </em></p>
<p><em>Geçmiş zamanda türban tartışmaları aldı götürdü ortalığı. Türban şöyleydi böyleydi. Eh şimdi soru zamanı benim. Bu zihniyetin türbanı savunması ne kadar gerçekçi olabilir? Bu zihniyetin ben din ile insanları kandırdığına inanıyorum. Bunların nefsi koldan dizden bozulacaksa,bir reklamla tahrik olacaklarsa söyleyebilir misiniz ey kadınlar bu zihniyet sizi düşünüyor? Buna siz nasıl inanabiliyorsunuz? Bunların isteği ancak şu olabilir;sizden 2-3tane daha alıp bir kuğunun yavruları gibi ard arda dizilerek yürümek.  </em></p>
<p><em>Kimse türbana karışmadı bu ülkede. Karşı çıkanlarsa bu zihniyetin kurguladığı oyuna karşı çıktılar. Ama bazı kesimler bunu öyle anlatmadı. İşte o zihniyetlerden birinde bir reklam. İşte kadınları nasıl gördükleri&#8230; İşte bunların nefisleri&#8230; Kadınları et parçası gören zavallılar&#8230;.</em></p>
<p><em>Daha başka yazacak çok şey var ama bu dangalaklara daha fazla kalemimi kullanmak istemiyorum. Bunlara değmez. Bu zihniyete hiç bir şey değmez&#8230;Bunların insan olmasından ötürü ben insanlığımdan utanıyorum. Bunların kadına bakışından dolayı anamdan utanıyorum&#8230; Bu zihniyete yazıklar olsun&#8230;</em></p>
<p><em>Tüm Cumhuriyet kadınlarının;</em></p>
<p><em>Cumhuriyet gibi hür,</em></p>
<p><em>Özgür,</em></p>
<p><em>Bağımsız </em></p>
<p><em>Tüm anaların,</em></p>
<p><em>Analarımızın,</em></p>
<p><em>Anneler günü kutlu olsun&#8230;</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bokvarsendegel.com/2008/05/12/anneler-gunune-ozel.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>15</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Orantılı Güç!</title>
		<link>http://www.bokvarsendegel.com/2008/05/08/orantili-guc.html</link>
		<comments>http://www.bokvarsendegel.com/2008/05/08/orantili-guc.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 07 May 2008 21:12:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nightologist</dc:creator>
				<category><![CDATA[Eleştiriler]]></category>
		<category><![CDATA[Gözlemler]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Hayattan]]></category>
		<category><![CDATA[Tepkisel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bokvarsendegel.com/tepkisel/orantili-guc.html</guid>
		<description><![CDATA[1 Mayıs&#8217;ta Taksim denildi. Devletlim karşı çıktı hemen. Olmaz yassah diyerek. Sendikacılar direndiler. Taksim&#8217;e çıkacağız dediler. Vali bey hazretleri de Orantılı Güç kullanılacaktır dedi. Yandaki fotoğrafta ise orantılı gücü görüyorsunuz. O gün tvlarının başında olanlar zaten tüm bu sahneleri gördüler. Ben hatırlatmak istedim. Orantılı güçte ne orantılı güç amma. Taksim&#8217;in havadan görüntüsü aklıma diktatör devletlerdeki [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img border="0" align="right" width="229" src="http://img504.imageshack.us/img504/5885/diskar4.jpg" alt="DİSK" height="237" /><em>1 Mayıs&#8217;ta Taksim denildi. Devletlim karşı çıktı hemen. Olmaz yassah diyerek. Sendikacılar direndiler. Taksim&#8217;e çıkacağız dediler. Vali bey hazretleri de Orantılı Güç kullanılacaktır dedi. Yandaki fotoğrafta ise orantılı gücü görüyorsunuz. O gün tvlarının başında olanlar zaten tüm bu sahneleri gördüler. Ben hatırlatmak istedim. Orantılı güçte ne orantılı güç amma. Taksim&#8217;in havadan görüntüsü aklıma diktatör devletlerdeki görüntüleri getirdi. Askeriydi polisiydi. Bu ne muazzam bir orantılı güç dedim içimden. O da değilde aklıma bir şey takıldı. Bunu size de sorayım. Devletimin orantılı gücünü gördük hep birlikte. Hem de bu gücü emekçiye,işçiye kullandı. Çok merak ediyorum. Devletimin bu orantılı gücü terörist cenazelerinde neredeydi. Hepsi bayram tatilinde miydi? Yoksa izinli miydiler? Bu soru günlerdir aklımı kurcalıyor. Zaten az biraz akıl kaldı onu da orantılı gücü düşünerek harcamak istemiyorum. <img src='http://www.bokvarsendegel.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </em><em>Espriler bir yana da bu orantılı güç öyle bir kullanıldı ki,akıllara zarar. Sanki düşmana saldırıyordu sevgili orantılı gücümüz. Öyle düşmandı ki saldırdıkları galiba,savaşta bile vurulması suç olan yapılardan olan hastaheneye kadar girdi o muazzam gücün gaz bombaları. Tanrım,bu kin neden? Düşmanmı yoksa bu orantılı güç,bizim emekçilere,işçilere? Hani öyleyse söylesinlerde bilelim. En azından düşmanlarıydı derim geçerim. </em></p>
<p><span id="more-148"></span></p>
<p><em>Garip ki o günkü sahnelerden birisi de DİSK binasının önünde toplanmış kalabalığa bir anda su sıkılmasıyla başlayan orantılı güç uygulamasıydı. Hani kalabalık yürümüyordu ama herhalde orantılı gücün panzeri şunu dedi;Kavgada ilk yumruk atan kazanır kavgayı. Bir de mimlemek adına su da kırmızıydı hani. Olurda ellerinden kaçarsa yakalarız. Hey benim orantılı gücüm ne kadar da zekiymiş. </em></p>
<p><em>Ama unuttuğum bir nokta var. O da bu günün bayram olmasıydı. Bayram ya tüm orantılı güç bayramdaydı. Ama yanlış bayramdı, o gün 1Mayıs2tı. Yani işçi ve emekçilerin bayramıydı. Ve o bayram itinayla orantılı gücün dayak bayramına döndü. Hele kullanılan gaz bombalarının sayısını yazmıyorum bile. </em></p>
<p><em>Hadi bırakalım tüm bunları da beraber bir ülke düşleyelim. O ülke öyle yönetiliyor ki,o ülkenin yönetimi ben dedim mi olacak,kimse bana karşı çıkamaz diyor ve ona göre davranıyor. Devletin içinde yapılaşmalarda hep bu yönde oluyor. Kısacası bu devlette yağdanlıklar bol. Bir de bu devlette bir kesim var. Öyle devletle pek işi olmayanlar. Ama hani devlet yanlış yapınca yanlış yaptınız demeye çalışan. Demeye çalışan diyorum,çünkü onlar gık deyince devlet höst diyor. Diyecekleri boğazlarında kalıyor. Ve o grubun çalışanlarının bir bayramı. Dünya üzerinde 160küsür ülkede kutlanan bir bayram. Onlarda kutlamak istiyor. Devlet yine höst diyor. Onlar ama bayram diyorlar. Devlet yine höst diyor. Onlar dedikçe yağdanlıkların da sesi çıkıyor. Orantılı güç diyor. Ve orantılı güç bayram günü devreye giriyor&#8230; Ne güzel bir ülke düşledik değil mi? Bravo bize&#8230;</em></p>
<p><em>O gün orantılı gücün müdürü tvlara şunu diyor: İstanbul&#8217;da kötü bir olay yaşanmadı. Doğru canım&#8230; Bu kadar doğru söze ne denebilir ki? Hiç bir orantılı güç mensubu yaralanmadı. Hiç biri zehirlenmedi,kolu bacağı kırılmadı. Travmaya maruz kalmadı. Doğru çünkü müdür bardağın kendiyle alakalı kısmına bakıyor. Zaten diğer kısmı için hiç bir şey yapmadığı gün gibi ortada. Suç oranının artmasından belli bakış açısı&#8230;</em></p>
<p><em>Bir soru da Tayyip beye&#8230; Velev ki çıksaydılar ne olacaktı? Yağdanlıklar da cevaplayabilir bu soruyu&#8230;.</em></p>
<p>Kalem Arkası: Fotoğraf için <a href="http://www.fotokritik.com/kullanici/umutinsanda">Emre Canpolat&#8217;a </a>canı gönülden teşekkür ederim. Beni kırmayıp fotoğraf için izin verdiğinden ötürü. Umarım yazım fotoğrafa yakışmıştır. (Hoş bu fotoğraf herşeyi anlatıyordu yeterince. Ama kimileri illa ki anlamak istemediler. )</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bokvarsendegel.com/2008/05/08/orantili-guc.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ve Huzurlarınızda 1 Mayıs!</title>
		<link>http://www.bokvarsendegel.com/2008/05/07/ve-huzurlarinizda-1-mayis.html</link>
		<comments>http://www.bokvarsendegel.com/2008/05/07/ve-huzurlarinizda-1-mayis.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 06 May 2008 21:37:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nightologist</dc:creator>
				<category><![CDATA[Eleştiriler]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Hayattan]]></category>
		<category><![CDATA[Tepkisel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bokvarsendegel.com/tepkisel/ve-huzurlarinizda-1-mayis.html</guid>
		<description><![CDATA[
Önce Hatırlatma:
1 Mayıs 1977 İşçi Bayramı, 34 kişinin hayatını kaybettiği 136 kişinin yaralandığı gün, tarihe Kanlı 1 Mayıs adıyla geçmiştir.
1 Mayıs 1977 günü İşçi Bayramı`nı kutlamak üzere çeşitli illerden İstanbul`a gelen yaklaşık 500 bin kişi DİSK`in organizasyonu önderliğinde Taksim Meydanı`nı doldurdu. Katılımın yüksek olması sebebiyle kortejlerin alana girmesi uzun sürmüş, miting de uzamıştır. Saat 19.00 [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://farm3.static.flickr.com/2230/2471304741_d77b32bb9d_o.jpg" alt="1 Mayıs '77" align="right" border="0" height="237" width="229" /></p>
<p><em>Önce Hatırlatma:</em></p>
<p><em>1 Mayıs 1977 İşçi Bayramı, 34 kişinin hayatını kaybettiği 136 kişinin yaralandığı gün, tarihe Kanlı 1 Mayıs adıyla geçmiştir.</em></p>
<p><em>1 Mayıs 1977 günü İşçi Bayramı`nı kutlamak üzere çeşitli illerden İstanbul`a gelen yaklaşık 500 bin kişi DİSK`in organizasyonu önderliğinde Taksim Meydanı`nı doldurdu. Katılımın yüksek olması sebebiyle kortejlerin alana girmesi uzun sürmüş, miting de uzamıştır. Saat 19.00 sularında dönemin DİSK başkanı Kemal Türkler konuşmasının sonuna geldiğinde etraftan silah sesleri duyulmaya başlandı. Sular İdaresi binasının üstünden ve meydandaki otelin çeşitli katlarından açılan bu ateş sonucu insanlar panik halde kaçmaya başladı, kısa bir süre içinde İntercontinental Oteli`nin de üst katlarından ateş açıldı.</em></p>
<p><span id="more-147"></span></p>
<p><em>İnsanlar panik halde kaçmaya çalışırken panzerler de kalabalığın arasına doğru girmeye ve kitleleri sıkıştırarak Kazancı Yokuşu`na itmeye başladı. Kalabalığa ateş açılıyordu fakat polis ateş açanlara değil, kalabalığın üstüne saldırıyordu. Bir kamyonun tıkadığı Kazancı Yokuşu`ndan aşağıya kaçmaya çalışan kalabalığı daha da korkutmak için bir daha ateş açıldı. İnsanlar panzerler altında kalarak ve birbirlerini ezerek kaçmaya devam etti.</em></p>
<p><em>28 kişi ezilme ya da boğulma nedeniyle, 5 kişi vurulma nedeniyle, 1 kişi de panzer altında kalarak yaşamını yitirdi, yaklaşık 130 kişi de yaralandı. 470 kişi göz altına alındı fakat hiçbirinin olayla ilgisi kurulamadı. Ateşi kimin açtığı tam olarak belirlenememiş, olay halen aydınlatılamamıştır. Sular idaresinin çatısından ve otel odalarından ateş açanlar bulunamamıştır.</em></p>
<p><em>Şimdi günümüz:</em></p>
<p><em>Gariptir ki geçtiğimiz 1 Mayıs ile 77&#8242;deki 1 Mayıs arasındaki fark azımsanacak kadar az. Devletlümüz inatla ve kapatılma davasının hıncını almak istercesine 1 Mayıs&#8217;ta Taksim&#8217;i yasakladı. Ki gerekçeleri de o kadar komikti ki uyumayanlar şunu sordu kendilerine tabi yanıtı bulamayacak şekilde. &#8220;Sibel Can&#8217;ın konserine izin verilmedi mi?&#8221; Gerçi ne yalan söyleyeyim ben bu kararın destekçisi oldum. Sibel Can&#8217;ın kıvırttığı Taksim meydanında bizim emekçilerin işi neydi? O emekçiler ki,Sibel Can&#8217;dan daha mı değerliydiler&#8230; Peh!</em></p>
<p><em>Gerçi bizim sendikalar 12 Eylül&#8217;den sonra pek bir sararıp soldular. İsimleri sarı sendika oldu ki,onlar Sibel Can&#8217;dan daha iyi kıvırtıyorlar. Şimdi de cop yedik diye işçiler hükümete yükleniyorlar ki bu en komik durumdu. Söz konusu sendikalar bu işin buraya geleceklerini göremediler mi? 5 senedir ben mi yönettim de süpriz at misali bize söz vermişti öyleydi böyleydi dendi. Bir sendika başkanı aynı gün çıkmış,bir tv kanalında açıklamalarda bulunuyor. Bende gülüyorum. Biz karanfille gelecektik diyor. Be adam 5 senedir neredeydin? Geçti Bor&#8217;un pazarı sür eşeği Niğde&#8217;ye&#8230;.</em></p>
<p><em>Şimdi buraya kadar okuyanlar sanacak ki Tayyip hazretlerinin</em> <em>yalakasıyım. Ne yazık ki onlarda yanılıyorlar. Tayyip hazretleri bu işin %50 suç ortağıdır. Ayaklar ile baş muhabbetini herkes biliyor ancak Tayyip efendi ne yazık ki o oyların ayaklardan geldiğini farkedemeyecek kadar kör. Birileri gözünü açsa iyi olur gibime geliyor. Ama nerde o yürek diyesim geliyor içimden&#8230; </em></p>
<p><em>1 Mayısa&#8217;ta koca dünyaya rezil olmamızı sağlayan başta Tayyip bey,Sarı sendikalar ve f-tipi polisler olmak üzere alayına teşekkür ediyorum. Onlar olmasa bizler bu kadar rezil nasıl olurduk?</em></p>
<p><em>Gelelim halk kesimi ve işçilere. 77 yılını iyi hatırlayınız efendiler. Sizi yöneten devletten tutun da başkanlarınıza kadar. Ne kadar vahim durumda olduklarını görünüz. İçinizde hiç mi adam yokta seçim öncesinde yaltaklanan seçim sonrasında bize söz vermişti ama diye ağlayan adamları başkanınız yaptınız? Sizler işçiydiniz. Sizler emekçiydiniz. Sizler nasıl bunları başınıza getirdiniz?</em> 1 ton kömüre,1 çuval bulgura mı kandınız?</p>
<p>Kalem Arkası: İlk yazımdır. Sürçü lisan ettiysek 1 kilo pirinç borcum olsun.Bu arada sövmek isteyen varsa bana,aşağıda bir yerlerde yorum yaz butonu olacak. Versin bir solukta küfrü. Ama bir laf vardır onu hatırlatmak isterim&#8230;. &#8220;Osuruktan teyyare,selam söyle o yare&#8230;&#8221;</p>
<p>Uyanmanız dileklerimle&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bokvarsendegel.com/2008/05/07/ve-huzurlarinizda-1-mayis.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Film Setinde Cin.!</title>
		<link>http://www.bokvarsendegel.com/2008/03/04/135.html</link>
		<comments>http://www.bokvarsendegel.com/2008/03/04/135.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 04 Mar 2008 14:22:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>KukLa</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bokvarsendegel.com/?p=135</guid>
		<description><![CDATA[Hasan Karacadağ&#8217;ın çektiği Semum filminin setinde &#8220;esrarengiz&#8221; yaratıklara rastlandı. Filmin basına dağıtılan fotoğraflarında bu yaratıklar oldukça net bir şekilde görülüyor. Fotoğrafları görenler &#8220;acaba film çekilirken bu yaratıklar orada mıydı?&#8221; diye düşünmekten kendilerini alamıyor. Set arkası fotoğraflarda görünen ürkünç ve tuhaf suretlerin dikkatli incelendiğinde filmdeki yaratığı andırdığı kolaylıkla anlaşılıyor. .
SEMUM NEDİR? İslam inancına göre insanlar kuru [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img width="196" height="182" align="right" alt="semum" src="http://galeri.internethaber.com/images/gallery/732/1.jpg" />Hasan Karacadağ&#8217;ın çektiği Semum filminin setinde &#8220;esrarengiz&#8221; yaratıklara rastlandı. Filmin basına dağıtılan fotoğraflarında bu yaratıklar oldukça net bir şekilde görülüyor. Fotoğrafları görenler &#8220;acaba film çekilirken bu yaratıklar orada mıydı?&#8221; diye düşünmekten kendilerini alamıyor. Set arkası fotoğraflarda görünen ürkünç ve tuhaf suretlerin dikkatli incelendiğinde filmdeki yaratığı andırdığı kolaylıkla anlaşılıyor. .<br />
SEMUM NEDİR? İslam inancına göre insanlar kuru bir çamurdan yaratıldı ve insanoğlu yaratılmadan önce dünya üzerinde yaşayan bir takım yaratıklar vardı. Bu yaratıklar kızgın ateşin dumansız alevinden yaratılmış ve daha sonra korkunç bir zehirle birleştirilerek Semum halini almışlardır. İnsanlar dünya üzerine geldikten sonra başta şeytan olmak üzere bazı Semumlar insanları kıskanıp onlara türlü kötülükler yapmaya başlamış.</p>
<p><span id="more-135"></span></p>
<p>Kısacası Semum, insanın tüm gözeneklerine kadar girip onları zehirleyen çok tehlikeli bir yaratıktır. Vücuduna girdiği insana cehennem gibi bir hayat yaşatır.</p>
<p><img width="250" height="250" src="http://galeri.internethaber.com/images/gallery/732/2.jpg" /></p>
<p>Set arkası fotoğraflarda görünen ürkünç ve tuhaf suretlerin dikkatli incelendiğinde filmdeki yaratığı andırdığı kolaylıkla anlaşılıyor. .</p>
<p><img width="250" height="250" src="http://galeri.internethaber.com/images/gallery/732/3.jpg" /></p>
<p>Fotoğraflarda bazen ateşin içinde, bazen bir camın arkasında, bazen de ekip çalışanlarından birisinin yüzü üzerinde beliren bu tuhaf şekillerin sebebi ve ne oldukları tam olarak anlaşılamadı</p>
<p><img width="250" height="250" src="http://galeri.internethaber.com/images/gallery/732/4.jpg" /></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bokvarsendegel.com/2008/03/04/135.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>6</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
