19 Mayıs günü ülkede iki olay yaşandı. Aslında ikisi birbiriyle o kadar uyumlu ve o
kadar birlikte ki onları ayrı ayrı ele almaya gerek yok. Şimdi bunları tek tek ele alıp bir inceleyelim. Bakalım neler çıkacak altından. Bülent Arınç bey rahatsız olmuş. 19 Mayıs gösterilerindeki bayan arkadaşların kıyafetinden. Açıkmış falanmış filanmış. Tabi hemen AKP-YT açıklama yaptı. (AKP-YT: Ak Parti Yalanlama Teşkilatı) Öyle bir şey söz konusu değil dediler. Bende saf olduğum için bunu yuttum. Valla kusura bakmasınlar ama artık bu masallara benim karnım tok. Aslında onlar bu tavırlarıyla zihniyetlerini bir kere daha açığa vurdular. Daha öncesinde,12yaşındaki kıza tecavüz eden,gazete reklamındaki bayanların elbiselerini rutuşlayan,tanga reklamlarına yasak koyan zihniyet yine nefsine hakim olamadı. Ne farkı var birbirlerinden? Aynı tas aynı hamam aynı tellak. Kese üstüne kese çekiyorlar birbirlerine. Tabi insanın derisi kalın olmaya görsün,daha çok kese atmak gerekir. Burada ufak bir ara verip diğer olaydan bahsedelim.
12 Mayıs Pazartesi - 2008, 00:52
Kategori: Eleştiriler, Güncel, Hayattan, Tepkisel
Bugun anneler günü. Bugün cenneti ayaklarının altında tutan insanların,annelerimizin
günü. Ne güzel birgün. Buradan tüm annelerin,anne adaylarının bu güzel günlerini kutlarım…Bugün Arçelik reklamları gazetelerdeydi. Bir gazete de birazcık farklı… Bizim müslüman gazetemiz Milli Gazetede. Biraz farklı bir reklam. Yandaki fotoğrafın üst tarafında orjinal reklam,alt kısmında Milli Gazetenin sansürlü reklamı. Sansürlenen yerlere bakar mısınız dikkatle. Photoshopta yapılan bir olay. Sanmayın ki Arçelik iki farklı fotoğrafla bunu yapmış. Açık saçık (?) reklamı Milli Gazetedeki bazı dangalaklar Photosopla düzenleyerek namuslu(?) hale getirmişler.Şu zihniyete iyi bakın. Bir ülkede bir gazete mümin kardeşlerinin nefisleri bozulmasın diye kolları ve dizleri kapatıyor. Ve bu zihniyet nasıl bir zihniyettir ki,koldan ve dizden tahrik olabiliyor. Bu ahmaklıktır,bu dangalaklığın daniskasıdır. Bu başka bir şey değildir. T box reklamındaki g string’den,iç çamaşır mağasındaki tanıtım reklamlarından tahrik
Geçen yıl Dünya Supersport Şampiyonu olan Kenan Sofuoğlu’nun hayatı acılarla dolu.
Sofuoğlu kardeşler çocuk yaştan itibaren motosiklet tutkunuydu. Ailelerinin ekonomik gücü onlara gereken imkanları sağlamakta yeterli olmuyordu. Buna rağmen kısıtlı imkanlarla 3 kardeş çeşitli şampiyonalara katılıp, çok büyük başarılar elde ediyorlardı.
Uluslararası düzeyde yarışabilmek için bir türlü gerekli desteği alamadılar. Sofuoğlu kardeşler seslerini duyurmak, sevdikleri sporda başarılı olmak için bir seçim yapmak zorundaydılar. Ağabeyler Bahattin ve Sinan, kardeşleri Kenan’ın daha iyi imkanlarda yarışabilmesi için Adapazarı’ndaki tamirci dükkanında kazandıkları parayla hem ailelerine bakıyor, hem de Kenan’ın yarışabilmesi için kendi kariyerlerinden vazgeçiyorlardı.
8 Mayıs Perşembe - 2008, 00:12
Kategori: Eleştiriler, Gözlemler, Güncel, Hayattan, Tepkisel
1 Mayıs’ta Taksim denildi. Devletlim karşı çıktı hemen. Olmaz yassah diyerek. Sendikacılar direndiler. Taksim’e çıkacağız dediler. Vali bey hazretleri de Orantılı Güç kullanılacaktır dedi. Yandaki fotoğrafta ise orantılı gücü görüyorsunuz. O gün tvlarının başında olanlar zaten tüm bu sahneleri gördüler. Ben hatırlatmak istedim. Orantılı güçte ne orantılı güç amma. Taksim’in havadan görüntüsü aklıma diktatör devletlerdeki görüntüleri getirdi. Askeriydi polisiydi. Bu ne muazzam bir orantılı güç dedim içimden. O da değilde aklıma bir şey takıldı. Bunu size de sorayım. Devletimin orantılı gücünü gördük hep birlikte. Hem de bu gücü emekçiye,işçiye kullandı. Çok merak ediyorum. Devletimin bu orantılı gücü terörist cenazelerinde neredeydi. Hepsi bayram tatilinde miydi? Yoksa izinli miydiler? Bu soru günlerdir aklımı kurcalıyor. Zaten az biraz akıl kaldı onu da orantılı gücü düşünerek harcamak istemiyorum.
Espriler bir yana da bu orantılı güç öyle bir kullanıldı ki,akıllara zarar. Sanki düşmana saldırıyordu sevgili orantılı gücümüz. Öyle düşmandı ki saldırdıkları galiba,savaşta bile vurulması suç olan yapılardan olan hastaheneye kadar girdi o muazzam gücün gaz bombaları. Tanrım,bu kin neden? Düşmanmı yoksa bu orantılı güç,bizim emekçilere,işçilere? Hani öyleyse söylesinlerde bilelim. En azından düşmanlarıydı derim geçerim.
7 Mayıs Çarşamba - 2008, 00:37
Kategori: Eleştiriler, Güncel, Hayattan, Tepkisel

Önce Hatırlatma:
1 Mayıs 1977 İşçi Bayramı, 34 kişinin hayatını kaybettiği 136 kişinin yaralandığı gün, tarihe Kanlı 1 Mayıs adıyla geçmiştir.
1 Mayıs 1977 günü İşçi Bayramı`nı kutlamak üzere çeşitli illerden İstanbul`a gelen yaklaşık 500 bin kişi DİSK`in organizasyonu önderliğinde Taksim Meydanı`nı doldurdu. Katılımın yüksek olması sebebiyle kortejlerin alana girmesi uzun sürmüş, miting de uzamıştır. Saat 19.00 sularında dönemin DİSK başkanı Kemal Türkler konuşmasının sonuna geldiğinde etraftan silah sesleri duyulmaya başlandı. Sular İdaresi binasının üstünden ve meydandaki otelin çeşitli katlarından açılan bu ateş sonucu insanlar panik halde kaçmaya başladı, kısa bir süre içinde İntercontinental Oteli`nin de üst katlarından ateş açıldı.