Dünyanın En Kıllı Adamı

Yazan: KukLa
26 Şubat Salı - 2008, 23:23
Kategori: Hayattan

kıllı adam
2002′de dünyanın en kıllı adamı olarak guinnes rekorlar kitabı’na giren yu zhenhuan, bütün gününü arkadaşlık sitelerinde geçiriyor…

«« Okumaya devam edin. »»



Londra’nın Gülü #II

Yazan: Caka
5 Şubat Salı - 2008, 23:56
Kategori: Gözlemler

Saat 8.30 da kalktım. Tatil günü bu saatte kalkmak adama koyar normalde hem ayaklarım hala ağrımakta ama yapıcak bişey yok, gezmek tozmak lazım gelir. Neyse kahvaltı yerine 2 tane siyah boya aromalı kömür esanslı kahveyi içtikten sonra koşarak odaya çıktım. Tabi bu sırada otelin kahvaltı salonuna giderken kapının girişinde gördüğüm tabelayı es geçtim, “please wait till you are seated.” yazıyodu, sanki biz boş gördüğümüz yerlere oturmayı akıl edemicez de ordaki boş bakışlı kadın bize -okulda çok konuşan öğrencilerden bunalan öğretmenin yaptığı gibi- oturma planı hazırlıcak ve bizi yerleştiricek. Sabah sabah hem bu yazıyı gördüğüm için, hem de asansör 20 dakika boyunca gelmediği için çıldırıp demin de söylediğim gibi koşarak odaya çıktım ve haritayı elime aldım. Kahvaltıdan sonra ellerimi yıkamak için odadaki musluğa hamle yaptım ancak musluk akmadı, ama aksilikler beni yıldırmadı ve süper bir gezi planı yaptım. Planımı bitirdikten sonra otelden dışarıya fışkırdım ve hemen şehri avucumun içi gibi biliyomuşum gibi metro istasyonuna koştum. Gerçi şehri çok iyi bilmesen de olur, çünkü şehir sanki senin nereye gitmek istediğini, ne yapmak istediğini ve nelere dikkat etmen gerektiğini zaten sana her fırsatta hatırlatıyo. MIND THE GAP! Evet, iki gündür en çok duyduğum ses bu, metrolarda sürekli bunu anons ediyolar.

«« Okumaya devam edin. »»



Londra’nın Gülü #1

Yazan: Caka
5 Şubat Salı - 2008, 23:34
Kategori: Gözlemler

Saat 12:43, yatağıma uzanıp kitap okudum. Heyecanlı olmam lazım, ama pek değilim. Kendimi şartladım, çok acayip şeyler düşündüm ama bir türlü heyecanlanamadım. Televizyonu açtım, sonra uyuyakalmışım. Toplam 3 saat uyku uyuduktan sonra bizimkilerle arabaya bindik. Ailemle konuşucak nedense pek birşeyim olmadığını farkettim. Konuştuğumuz tek şey, havanın da bayağı soğuk olduğuydu. Pek önemsemedim, havalanına gelmeme rağmen hala heyecanlanmamıştım, herneyse filtre kahvemi içtim, biletimi aldım ve pasaport kontrolünden geçtim. Sonrasında botlarımı çıkarttırıp, laptopumu açtıran güvenliği aşıp uçağa vardım. Bu zamana kadar hissetmediğim heyecan, yerini uçak korkusuna ve şaşkınlığa ve aptallığa bıraktı. Yerime oturacakken kafamı çantalar koyulan yere çarpmamla kendime geldim. Meymenetsiz hosteslerle dolu uçak, espritüel bi kaptan pilot ve sanki bizi gördüklerinde mideleri bulandığı için aramıza örtü gerilen business class yolcuları. O örtüye ne gerek vardır ki, adam bizim gibi insanları görmeye dayanamıyo da “beni muhatap etmeyin şu fakirlerle lütfen” şeklinde mi düşünüyo acaba. Neyse uçakta çıldırmak üzereydim, tamam uçak belki en güvenli ulaşım aracı ama ben de korkağım. Aferim, herkes korkak çocukla alay etsin en iyisi. Neyse kitap okumaya başladım, böylece dikkatimi başka bişeye vererek hosteslerin bana soru sorduklarında dalmışım numarası yapıp, zaman kazanıp, onların dediklerini saçmalamadan, düşünerek cevaplayabilecektim. Stresliyken baya salakça şeyler yapma potansiyeli olan biriyim. Neyse sonra saçma sapan bi kahvaltı getirildi, muhtemelen eski işi bir malikanede hizmetçilik ya da zengin birinin bebeğine dadılık yapmak olan bi hostes tarafından.
«« Okumaya devam edin. »»



Kırmızı Boya

Yazan: citizen
3 Şubat Pazar - 2008, 16:34
Kategori: Tepkisel

Bundan sonra yeni baskıya verilecek Orta-Doğu fiziki haritalarında
boya depolarındaki tek renk kullanılacak “kırmızı”…
yeryüzü şekilleri ; ovalar, dağlar, çöller “kara kırmızısı” , denizler göller, nehirler ; “deniz kırmızısı” ile boyanacak. Ülke sınırlarını tanımlayan bildik o taramalı çizgiler ise “kan kırmızısı”.
Bombalarla havaya uçan, parçalanmış kavruk bedenlerin ve çocukların taze yüreklerinden akan kan olacak haritalara renk veren. Bütün dünya ellerinde kırmızı karanfiller, kırmızı güller ile meydanları dolduracak ama , protesto naraları atılacak, bayraklar
yakılıp, resimler yırtılıp üstünde tepinelecek ama,  boşuna….
Matbaalarda gazetelerin baskı düğmelerine basılmıştı bir kere ve durdurmak için  zaman ayarlı kumanda panosuna uzanacak bir elde yoktu.

«« Okumaya devam edin. »»



Oylama ile Oyalanma.

Yazan: citizen
3 Şubat Pazar - 2008, 16:31
Kategori: Tepkisel

ABD merkezli bir internet sitesinde başlatılan ‘Tanrı Tekrar Kimi Göndersin? ‘ başlıklı ankette Mustafa Kemal Atatürk ‘açık ara’ farkla birinci sırada yer alıyor.Hâlâ ‘www.whoshouldliveagain.com’ adresinde süren oylamada Atatürk, oyların yaklaşık yüzde 90′ını aldı. Oylamada Atatürk’ün ardından gelen Albert Einstein yaklaşık yüzde 4 oy alabildi
Haber bugünkü gazetelerde yer alış şekli ve içeriği ile özetle bu…Böyle bir oylamayı ABD’de kaynağında değil de Türkiye genelinde yapmalı..Referandum ise al sana referandum olur. Bakalım Atatürk yüzde kaç oy alacak, Vahdettin yada Abdulhamit yüzde kaç oy ve elbette Saidi Nursi?
Ya da İstanbul’a 50 tane yeni tiyatro salonu mu istersiniz üçyüz tane yeni cami mi…Görürüz…Mesela uzun yürüyüşe katılan ve ayaklarındaki nasırlar hala limon kabuğuna sarılıp düşmemiş olan Çin’liler böyle bir ankette Mao için oy vermeye kalkmış olsalardı, yaklaşık milyara ulaşmış oy sayısı ile yüzde kaçını almış olurdu Mao verilen oyların. Ya Lenin sovyet halklarından, Gandhi hindu’lardan aldığı oylarla listenin neresine otururdu.

«« Okumaya devam edin. »»



Konunun önemine binaen!

Yazan: citizen
1 Şubat Cuma - 2008, 22:28
Kategori: Tepkisel

Türban konusunu Büyükanıt’a sordular.
Konunun önemine sahip Paşa’da, gayet de mütevazi bir ses tonu ile yanıtladı….’görüşümüz bilinmektedir, tekrarına gerek yoktur’ gibisinden…
Konunun önemine sahip medya (!): bu mütevazi yanıtı top gürlemesine benzeterek…’Genelkurmay’dan bomba gibi yanıt’ benzeri başlığı ile neredeyse bir sessiz muhtıra verilmiş havası yaymaya çalıştı ve hemen koşturdu Baykal’a. Ve sordular…’Genelkurmay gürledi, siz ne diyorsunuz’
Konunun önemine sahip Baykal, en sert pozunu takınıp yanıtladı..’Gölge etmesinler, başka ihsan istemez! ‘….
Konunun önemine sahip medya (!) manşetleri gecikmeden süsledi…’Baykal’dan Genelkurmaya sert ilk kez yanıt’
Ve Konunun önemine sahip Baykal bu manşetleri görünce ek bir açıklama yapmak zorunda hissetti kendini. Çünkü konunun önemine sahipti…’Ben onu Genelkurmaya yapmadım, siyasilere yaptım’….Halkımız herzamanki geri zekalı seviyesini saklayarak gene ilk beyanlardaki yanlış anlama alışkanlığı geleneği sürdürmüş olacaktı ki allahtan Baykal’ın ikinci açıklaması geliverdi gecikmeden.Ve bizlerde..’acaba Baykal sadece ben gölge ediyorum o yeterli demek mi istiyor’ diye zaten karışık kafalarımıza yeni kepçeler daldırmaktan kurtulmuş olduk…..

«« Okumaya devam edin. »»