Yeni Yıl Kutlaması

Yazan: citizen
29 Aralık Cumartesi - 2007, 16:59
Kategori: Güncel

Bir meydan saatinin altında elinde bir demet kır çiçeği ile bekleyenlerin çiçekleri solmaya renk vermeden , sevdiklerine kavuşup sarılacakları ve bir daha hiç ayrılmayacakları bir YENİ YIL olmalı …… Ve cebindeki paranın alım gücü ile sevdiğine sağlayacağı refahın mesela Lüksemburg’un 70 kat gerisinden gelmeyeceği bir YENİ YIL .
ADININ ; SEVGİ VE ZENGİNLİK OLACAĞI BİR YENİ YIL OLMALI .
Meydan saatinin altında ve tam zamanında buluştukları sevdikleri ile el ele memleketimin karanfil kokan , kekik kokan dağlarına , yaylalarına mesela Kaçkar’lara doğru soluklarına derinlikler katacakları yolculukların güle oynaya yapılacağı bir YENİ YIL olmalı ….. Ve aynı karanfil , kekik kokularını Gabar’da , Cudi’de , Kato’da da soluyabilecekleri bir YENİ YIL .
ADININ ; KARDEŞLİK VE BARIŞ OLACAĞI BİR YENİ YIL OLMALI .
Yaşamın omuzlara yükleyeceği tüm yorgunluk ambalajlı yüklerin ; sırtların , kolların , bedenlerin ağrımadan , yorulmadan taşınabileceği hafiflikte olacağı bir YENİ YIL olmalı ….. Ve soluk alınabilecek bir ağaç gölgesinin serinliğinde yudumlanabilecek bir yudum suyun eksikliğinin duyulmayacağı bir YENİ YIL .

«« Okumaya devam edin. »»



Dış Politika

Yazan: citizen
29 Aralık Cumartesi - 2007, 16:57
Kategori: Tepkisel

Ali Babacan , Dışişleri Bakanlığı koltuğuna oturunca,bürokratları çağırmış ve ‘Bana, ülkelerin dış politika anlayışları hakkında bir rapor hazırlayın’ demiş. İki gün sonra bir dosya getirmişler önüne. Bakmış , içinde tek bir yaprak ve üzerinde 10-15 satır yazı. Şaşırmış
önce ve ‘Bu ne? ‘ der gibi dudaklarını büzmüş, sonra okumuş.
‘Suudi Arabistan’ın Riyad şehrinde, farklı ülkelerden gelen bir turist grubu, bir dinlenme yerine giderek buz gibi kola ısmarlamışlar. Kolalar gelince bardaklarında birer karasinek olduğunu farketmişler.
İNGİLİZ, başka bir bardakta yeni bir kola istemiş.
İSVEÇLİ, aynı bardakta yeni bir kola istemiş.
FİNLANDİYALI, sineği bardaktan çıkardıktan sonra kolayı içmiş.
RUS, kolayı sinekle birlikte içmiş.
ÇİNLİ, sineği yemiş, kolayı içmemiş.

«« Okumaya devam edin. »»



Turkuaz Suları (Coca-cola)

Yazan: citizen
29 Aralık Cumartesi - 2007, 16:51
Kategori: Tepkisel

Y.Doc.Dr…Cemalett in CAMCI anlatıyor…
Dün gece eve dönerken su almak üzere markete uğradım. ” Görevliye şöyle sordum :
1,5 lt su var mi? Ama Turkuaz dışında lütfen” Turkuaz cıktığından beri bu şekilde su alıyordum artık. Para verip kötü su içmeye hiç niyetim yok… Marketteki adamın dediklerini aynen aktarıyorum:
Abi ben o sudan satmıyorum. İnan ki gelen müşteriden onda
dokuzu senin söylediğin şeyi söylüyor” Peki neden halen daha
satıyorlar diye sordum. Abi turkuaz suyu, marketlere bedava veriliyor.
Satarsankâra geçiyorsun, satmazsan oylece duruyor. Ama ben satmiyorum, cünkü
alanyok”.
Uzun soze gerek yok; hickimse almazsa, hickimseye satamazlar…

«« Okumaya devam edin. »»



Müstehcen , müstehcen midir

Yazan: citizen
29 Aralık Cumartesi - 2007, 16:46
Kategori: Tepkisel

Yasa koyucu sürekli egemen zihniyetin arkamızdan dolaşarak elleriyle gözlerimizi kapaması ve “bil bakalım ben kimim” demesindeki benzeşlik üzerine komünizm müstehcendir dedik ama bizzat müstehcenin kendisi müstehcen midir .
Bu Arapça sözcüğün TDK sözlüğünde karşılığı “açık saçık, edebe aykırı, yakışıksız” olarak çok özlü ( ! ) bir şekilde verilmiş . Öyle ki gerek açık saçıklık , gerek edep ve gerekse yakışık almama hali çok müphem kavramlardır , ne karşı görüşe göre sınırları bellidir ne de kendine ait çizgileri …Bana göre yakışık alan bir hareket size göre yakışık almazsa burada kimin bakışı doğrudur . Yada sizin edepli bulduğunuzu ben edepsiz buluyorsam . Açıklık-saçıklık da bundan daha farklı değildir . Demek ki müstehcen herkesin , hepimizin gözünde  farklı imajlar canlandırıyor . O zaman müstehcenliği önlemek için gösterilen bu sözüm ona çabaların hepimize “yasalarla korunma hakkını” eşit olarak verdiğini söylememiz mümkün olabilir mi … Bu çabaların ağırlıklı nedeni toplumun büyük çoğunluğunun görüş ve inançlarını korumak ise bu da ne demokrasilerin yapılagelmiş bütün tanımlarında ve ne de insan haklarının en daraltılmış çerçevesi içinde kendine yer bulabilir

«« Okumaya devam edin. »»



İşte Budur Hallerimiz;

Yazan: citizen
29 Aralık Cumartesi - 2007, 16:44
Kategori: Tepkisel

Türk ve Japon şirketleri arasında bir kürek yarışı düzenlenmesine karar verildi. Her iki takım da performanslarının en üst düzeyine varabilmek
için uzun ve zorlu bir hazırlık devresinden geçti. Büyük gün geldiğinde,
iki taraf da kendini hazır hissediyordu.
sonuç : Japonlar yarışı bir kilometre farkla kazandılar.
Yarış sonrasında Türk takımı çok sarsılmıştı.
Türk şirketi Yönetimi yarışın açık farkla kaybedilmesinin nedeninin bulunmasına karar verdi.Sorunu araştırarak, çözüm yollarını önermesi için Mc Kinsey ve Arthur Andersen ve bir dizi diğer yabancı danışmanlık şirketiyle anlaşıldı. Bir yıl süren ve milyonlarca dolara mal olan çalışmalar, analizler, araştırmalar sonucu yabancı danışmanlık şirketleri hatayı buldu ve çözüm önerisi getirdi:
Japonlar’ın takımında sekiz kişi kürek çekiyor, bir kişi dümencilik yapıyordu…
Türk takımında ise bir kişi kürek çekiyor, sekiz kişi dümeni kullanıyordu..
9 Kişilik Türk Takımı Japonlarla bir yarış daha yapmak üzere yeniden yapılandı. Yeni yapıda:
Dört Dümen Müdürü, Üç Bölgesel Dümen Müdürü, Kürek çekmekle görevli kişinin performansından sorumlu bir Dümen Yöneticisi. ve bir Kürek çekme elemanı
İkinci yarışı Japonlar iki kilometre arayla kazandılar.

«« Okumaya devam edin. »»




SiteMap