Küfür ; kalitenin süpürgesidir…

Yazan: citizen
8 Nisan Pazar - 2007, 01:39
Kategori: Tepkisel

Çetin Altan usta yazıyor ; çizgi üstü alıntı köşesinden :Şeffaflaşmaya doğru yeni bir adım da sayılabilecek olan, çeşitli alan ve konulardaki anket modası; bendenizin de aklına “küfür salvolarının en çok, insan organlarından hangisini hedef aldığı” sorusunu getirdi.
Bu konuda bir anket yapıldığını da hiç sanmıyorum. Folklorumuzda “7 delikli tokmak, bunu bilmeyen ahmak” diye bulmacalaştırılmış olan, “kafa”mızın en çok hangi delikleri küfür odağı oluyor acaba? 2 gözümüz mü, 2 kulağımız mı, 2 burun deliğimiz mi, yoksa ağzımız mı?
Ve 1 günde söylenen küfürlerden kaç milyonu belden yukarıdaki delikleri, kaç milyonu belden aşağıdaki delikleri hedefliyor? Böyle bir anketin su yüzüne çıkaracağı bir grafik, -adam başına ulusal gelir 5.500 dolara yaklaştığı halde- ulusal gelir dağılımındaki korkunç uçurumun çizdiği grafikle, bir kardeşlik gösteriyor mu?

«« Okumaya devam edin. »»



Ortadoğu’lu olmak

Yazan: citizen
8 Nisan Pazar - 2007, 01:32
Kategori: Tepkisel

Medyadan izliyoruz ; Son bir-iki gündür. Suriye´nin Halep kendinde bir stadyumun açılışı yapılacak . Çağrılı bizim Fenerbahçe´miz . Ve tabi başbakanımız ve sayın eşleri de bu törene katılacak , açılış maçını izleyecek . Stad elbette çok güzel . Hatta ismindeki olimpik takıya bakılırsa olası bir olimpiyat oyunlarına hazırlık amacı taşıdığıda belli . Maç ta çok güzel . adı dostluk olduğundan olacak sahadaki hesap al gülüm-ver gülüm . Sonuç berabere . Protokol tribünleri de çok güzel , oldukça samimi bir hava ve tercüman her derde deva . Başbakanımızın sayın eşleri ile Suriyeli güzeller güzeli first lady “altın günü” katılımcılarının samimiyeti içinde . Ama ,
Ya stadyumun dışı , tören öncesi … İçeri girebilmek için işte düzensizlik budur dedirten olağanüstü kargaşa . Ellerinde yalancı dolma , köfte tencereleri eksik (belki o da vardır) kadınlı, erkekli, çoluklu, çocuk lu bir kalabalık. Burası  bir bedava yemek dağıtan aşevi mi yoksa yabancı zevat katılımı ile açılışı gerçekleştirilecek dev bir tesis mi …

«« Okumaya devam edin. »»



50 haklı neden ..

Yazan: citizen
8 Nisan Pazar - 2007, 01:22
Kategori: Tepkisel

ABD´nin son başkanlık seçimlerinde , dönem koşullarının arttırdığı popülaritesi ile genelkurmay başkanlığından yeni emekliye ayrılmış olan Colin Powell ; bağlı olduğu partinin de itelemesiyle kendisini birden başkanlık adaylığı kategorisinde bir yarışın içinde buluverir . Bütün yaşamı ; (artık adına ABD başkanlığı mı , dünya imparatorluğu mu ne derseniz deyin) bu konuda bir başarı çizgisini yakalamak ve elbetteki sonucunda o tacı başına giymek üzere yoğun bir çalışma temposuna dönmüştür . Vaziyet bu bahane ile son sürat giderken yorgunluktan bitkin halde eve geldiği bir akşam karısı ellerini el bezine kurulayarak karşısına geçer ve ses tonuna en otoriter giysiyi de giydirerek başlar konuşmaya :- Bana bak mr.Powell , kendini kaptırmış gidiyorsun ben başkan olacağım diye , güzel. Ama şimdi otur bakalım şu masaya, al eline kağıdı- kalemi ve yaz bakalım . Ben ABD başkanı olmak istiyorum çünkü aşağıda yazdığım şu 50 nedenden ötürü …hadi , hemen …

«« Okumaya devam edin. »»



Sorular sorular sorular..

Yazan: Caka
7 Nisan Cumartesi - 2007, 13:43
Kategori: Tepkisel

“Dünya’nın neresinde demokratik bir hükümet eleştirildiği için, kendini eleştiren kurumu yargıya intikal ettirir? 2002 yılında Kuzey Irak’ a sınır ötesi operasyon yapacağız diyen hükümetimiz, bu sene artan terör olayları karşısında neden tepkisiz? Talabani ve Barzani’ nin Bush ile 40 dakika yaptığı görüşmeden korkup, kürtlerin siyasileştiğini varsayabilir miyiz? Dünya’nın neresinde demokratik bir hükümet eleştirildiği için, kendini eleştiren kurumu yargıya intikal ettirir? Demokrasinin temelinde kişisel hak ve özgürlükler yok mudur? Hükümet TUSİAD gibi bir kurumun eleştirisine bu şekilde tepki verirse, hükümeti kim eleştirmeye cesaret eder? Eleştirilmeyen bir hükümet kendi doğrularıyla nereye kadar ülkeyi yönetebilir? 2002 yılında Kuzey Irak’ a sınır ötesi operasyon yapacağız diyen hükümetimiz, bu sene artan terör olayları karşısında neden tepkisiz? Kıbrıs konusunda çok kesin tavrı olan hükümetimiz neden bu kesin tavrından vazgeçmeye başladı? Avrupa Birliği’ nden müzakere tarihi almak, medyanın bize lanse ettiği kadar önemli mi? Devletin birçok kurumundaki görevlilerin değiştirilip, hükümetin kendi adamlarının bu görevlere getirilmesi ne kadar doğru? Neden ülkenin gündemi sürekli gereksiz konularla meşgul ediliyor? Hükümet yargıya güvenmediğini söylüyor, peki 65 milyon insan yargıya nasıl güvensin?

  «« Okumaya devam edin. »»



Alinur Velidedeoğlu’nun Midnight Express savaşı

Yazan: KukLa
7 Nisan Cumartesi - 2007, 13:31
Kategori: Tepkisel


AYŞE ARMAN / 11 Şubat 2007 – Hürriyet
1999.
8 yıl önce.Cannes’da ‘Life is Beautiful’ filmi gösteriliyor.O müthiş film.Hani sonradan Oscar aldı.Davetliler arasında reklamcı Alinur Velidedeoğlu da var.Pırıl pırıl, şahane bir hava.Güneş,çapkın çapkın göz kırpıyor.Davetliler, Carlton Oteli’nin plajındalar.Pek çok milletten insan bir arada.Alinur’un karşısında kırık ama sevimli bir Türkçe ile konuşan bir Amerikalı var.
Alinur da o gün son derece neşeli, fırsatı kaçırmıyor, espriyi patlatıyor:
‘Sevgiliniz güzel miydi?’
«« Okumaya devam edin. »»



Dilin kemiği olmalı

Yazan: citizen
7 Nisan Cumartesi - 2007, 13:26
Kategori: Tepkisel

Ben bugün yirmili  yaşlarımı sürüyor olsaydım , ve arada bir boynumu uzatıp ; bu Tayip yanlış adam bununla olmaz , Baykal dersen sek palavra , ondan hiç olmaz , ahhh ben olacağım kiii havalanmasında kanatlanmış olsaydım , daha bugünden başlayarak atacağım her adım, konuşacağım her söz için fren balatalarımı devamlı taze tutardım . Bunun gerekliliği bir şekilde ama çok sert bir şekilde karşımıza çıkıyor gün sektirmeden . Yani poyrazda zamanında kontrolsüz yapılan bir yellenme bugün burun mendireklerinde acayip çatlamalar yaratıyor . Bakıyoruz günlük haberlere DTP üyesi güneydoğulu bir başkan, bir vekil ya da sözcü Sn.Öcalan diye (elbet bilinçsiz bir saygılı insan tutumundan kaynaklı değil) dili sürçüveriyor, hemen ana haber bültenlerinin baş köşesine oturup hakkında verilecek yıllarla ölçülü cezayı beklemeye başlıyor.  Çünkü yasalarda bu sözün bu kişiye karşı kullanılmasına karşı bir müeyyide var . Doğru mudur, yanlış mıdır o ayrı bir konu ama bir de bu ismin geçtiği yerde binlerce yüreğin birden bir ağızdan acıyı tam içimizde duyumsatan  sızlamaları var ki sadece bu bile yetiyorda artıyor doğru mudur , yanlış mıdır tartışmasına nokta koymak için .

«« Okumaya devam edin. »»



İsim değiştirme Merakı

Yazan: citizen
7 Nisan Cumartesi - 2007, 13:18
Kategori: Tepkisel

Şehitlerimize ve devlete veya belli bir kente önemli hizmetleri dokunan kişilere saygı göstermek artık belediyelerin, şahıs ve kurumların tekelinden kurtarılıp devlet politikasına dönüştürülmelidir. Çünkü gerek belediyeler ve gerekse kurumların değişmeyen politika ya da ilkeleri yoktur. Genellikle kendi iktidarlarının görüşleri doğrultusunda uygulama yapmaya meraklıdır ve de öyle yaparlar. Genellikle bir belediye yada kurum hangi siyasi gücün çoğunluk oylarına sahipse o görüşün doğrultusunda uygulama yaparlar. Yarın oy dağılımı değişiverir, uygulamalarda hemen şekil değiştirir ya da öncekiler ters yüz edilir. Oysa devlet politikaları değişmez (öyle olması gerekir) kalıcıdır. Mesela bu şehitlerimize saygı adına devlet şöyle;
Ankara’nın en güzel yerinde, bakımlı ve yemyeşil bir geniş parkın tam ortasına, şöyle belli sembollerle süslenmiş ve alçıdan yapılmış atölye çalışması görüntüsü vermeyecek bir şehitler abidesi yapsa. 30-40- belki 50 metre yüksekliğinde bir sanat ve mimari şaheseri görüntüsünde.

  «« Okumaya devam edin. »»



Bize hakaret etmek yasaktır

Yazan: citizen
7 Nisan Cumartesi - 2007, 13:10
Kategori: Tepkisel

Mesela ; iki küçük çocuğumuzu peşpeşe kanalizasyon derelerine gönderebiliyoruz ama olsun ….İstanbul´da önceki gün 5 yaşındaki Dilara´nın rögara düşerek hayatını kaybetmesinin ardından bir facia da İzmit´te yaşandı. Gebze ilçesi Darıca beldesine bağlı Bayramoğlu Mahallesi´nde dün, boş bir prefabrik evin bahçesinde ağzı açık bırakılan 4 metre derinliğindeki su kuyusuna düşen 3 yaşındaki Tuğçe Özbilgili öldü.
Kimsenin oturmadığı prefabrik evin bahçesinde oynayan çocuklardan Tuğçe, ağzı açık su kuyusuna bakmak isterken düştü. Tuğçe, içinde su da bulunan kuyuda çırpınırken, çoğunluğu aynı yaştaki diğer çocuklar yakınlarına haber verdi.
Olay yerine gelen itfaiye çalışma başlattı. Kurtarma çalışmaları sırasında kuyuya inen itfaiye ekipleri Tuğçe´yi çıkardı. Hazır bekletilen ambulansla hastaneye kaldırılan Tuğçe´nin yolda öldüğü belirtildi. Kuyunun bulunduğu evin yaklaşık 30 metre yakınında oturdukları belirlenen Saniye-Burhan Özbilgili çiftinin iki çocuğundan biri olan Tuğçe´nin ölümü üzerine, Cumhuriyet Savcılığı soruşturma başlattı.

«« Okumaya devam edin. »»



Ülkenin bölünmez bütünlüğü

Yazan: citizen
7 Nisan Cumartesi - 2007, 12:57
Kategori: Tepkisel

Hadi bakalım tam her türlü bütünlükten söz ettiğimiz bu günlerde çok sayın Evren paşamız yeniden gündeme adı sanı belli şekli ile eyalet sistemini getiriverdi . hassas bölgelerin eyalet başkenti olarak anıldığı, hepsinin ayrı bayraklarının da olabileceği merkezi açıdan federal başkente bağlı ama idari açıdan bağımsız özelliklere sahip bir sistem.Çok büyük coğrafyaya, yüzölçümlerine sahip ülkeler ile demokrasi sorununu bütünüyle aşmış batılı ülkelerde , belki varsa eğer sorunları eyalet sınırları içinde hapsedip, öğütmeyi amaçlayan ve bunda da başarılı olan bu sistem Türkiye gibi pek de öyle büyük coğrafyaya yayılmamış, demokrasiyi özümseyememiş bir ülkede ne kadar başarılı olabilir. gerçi sayın Evren paşamız bugün değil diyor ama ….birkaç gün öncesinde aklıma takılan bir konu oldu benim. taa ilk okul günlerinden kalan , atlasların ilk sayfalarında yer alan coğrafi Türkiye haritası içinde kalın çizgilerle sınırları belirlenmiş yedi bölge . o kadar anlamsız gelmeye başladı ki biraz düşününce .

«« Okumaya devam edin. »»


1 / 212»


SiteMap