Yazan:
Caka
25 Kasım Cumartesi - 2006, 01:03
Kategori: Gözlemler
Diyelim ki sokakta telefonla konuÅŸacaksınız. Telefonla arama yaptıktan sonra ve karşı taraf telefonu açtığı anda her ne hikmetse bi anda maksimum gürültü çıkarıcak araçlar geçmeye baÅŸlıyo, nerden geldiÄŸi belli olmayan otobüsler, motorsikletler beliriyo bi anda. Sanki hepsi daha önceden organize edilmiÅŸ gibi, tuhaf…
Trafiktesiniz ve trafik tamamen kitlenmiÅŸ durumda. Kendizi akıllı zannederek, taksiyi terkedip, “ben yürüyerek daha hızlı giderim” mantığıyla hareket ederseniz çok büyük bi hata yapmışsınız demektir, çünkü yürümeye baÅŸladığınız andan itibaren trafik açılır ve indiÄŸiniz taksi size kilometrelerce fark atmış olur. İnsanın kendisini embesil gibi hissetmesi pek hoÅŸ bir durum olmasa gerek…
Åžu ana kadar piyasaya çıkan bütün filmler hakkında yorum yapan bir kurum, bir ÅŸirket varmış gibi düşünüyorum hep. Çünkü bütün filmlerin gazetelerdeki reklamlarında “Etkileyici, olaÄŸanüstü bir yapıt” veya “Bu yılın en iyi filmi olmaya aday” gibi yorumlar bulunmakta. Bi kerede o yorumları koymayın be, her film mi yılın en iyi filmi olmaya aday olur canım, hayret biÅŸey…
Pazar günü sabahın köründe, elini omzunuza uzatıp, beraber kahvaltı yapmak amacıyla sizi uyandıran, 10 dakikalık bir kahvaltı sonrasında da hiç takmayan, kahvaltıdan hemen sonra, sanki sizle beraber olmak için sizi uyandıran o deÄŸilmiÅŸ gibi evin en ihtiÅŸamli köşesinde gazete okuyan babaları buradan kınıyorum. Aslında beraber kahvaltı yapmak bahanedir, amaç ikinci defa kahvaltı hazırlamayıp yorulmamaktır. Bi de, bu tipteki babalar tatil günleri bile sabah erkenden kalkıp, gazete ve ekmek alıp, kahvaltı hazırlayıp, insanları uyandırırlar ve 10 dakikalık bir beraberlik için uykunuzu mahvederler. Uyuz mu olsam, yoksa sevinsem mi benle beraber kahvaltı yapmak isteyen bir babam olduÄŸu için anlayamadım tam…
Yazan:
citizen
18 Kasım Cumartesi - 2006, 21:48
Kategori: Tepkisel
Mesela ;
İmam-hatip meslek lisesidir kardeşim, buradan mezun olanlar istedikleri
Üniversiteye gidemezler. Yani çocuk ben tornacı-tesviyeci olacağım diye
Niyet koyduğu hayat yolunda durup dururken ben siyaset bilimide okuyacağım diyemez, dememeli.
Mesela ;
İmam-hatipler imam yetiştirmek üzere kurulmuş okullardır. Kadınların bırakın imam olmayı ibadethanelerde kendilerine ayrılan bölümlerden başka yerde dolaşmasına bile izin verilmezken bu kadar kız öğrencinin bu okullarda işi ne.
Mesela ;
Mademki amaç imam yetiştirmek, o halde bu kadar imama gerçekten ihtiyaç varmı.Yukarıdaki bu sorular bugün bir köşe yazarının (soruluş amacı farklıda olsa) son milli eğitim şürası üzerine yazdıklarından esinlenerek sorulmuş sorulardır. Öyle ya. Hadi bakalım akıllı cir yanıtla dolduralım altını.
Yazan:
citizen
18 Kasım Cumartesi - 2006, 21:39
Kategori: Tepkisel
Biz hep dışa dönük kulağımızla, duyduklarımıza göre yorumlar yapıp kendimizi kahrediyor, hızımızı da alamayıp öfkeli çığırtkanlıklara soyunuyoruz. hemen savaÅŸ baltalarımız çıkıyor gömüldükleri yerden ve tekbirler eÅŸliÄŸinde sokaklara dökülmeye baÅŸlıyoruz. elimizde hedefteki ülke bayrakları, ateÅŸler yakıp bayrakları içlerine atıyor, sonrada üzerinde tepiniyoruz. ve bunu yaparken de adımız milliyetçi oluyor.uygar toplum olabilmenin baÅŸlıca niteliklerinden olan özeleÅŸtiri mekanizmasının devreye girmemesi ya da bizde o devreyi tamamlayıcı kablolardan biri ya da birkaçının eksik olması ile birtakım etiketlerde alnımızın ortasına yapışıveriyor ve bundan ne kadar terlersek terleyelim “türk hamamlarında” kurtulamıyoruz.
çünkü saygınlık uyandıracak bir imaja bürünmenin yolları çok farklı. ve biz bu adımları atacağımız yolları
henüz bilmiyoruz.